Ana Sayfam Yap  |   Favorilere Ekle  |   Sayfayı Yazdır  |   Tavsiye Et   
   Seni Gönülden Seven İnsan İçin İyi Gün Kötü Gün Yoktur..... Ne Zaman Yanında Olması Gerekiyorsa O Zaman Yanında Olur.....   Hayat Ya Seninle Olmalı Ya Da Hiç Olmamalı.....   Her Gidiş Bir Ayrılık Değildir. Çünkü Bazen Ne Kadar Uzağa Gidersen Git; Yüreğin Hep Bıraktığın Yerdedir…..   Toprak Bir gün Yağmurun Kıymetini Anlayacak; Fakat O Gün Yağmur Yağmayacak …..   Yüreğim Seni Çok Sevdi.....   Çaresiz Dertlere Düştüm, Yok Mu Bunun Çaresi ? Var:Yaşamayı Ölecek Kadar Sevmek…..   Ayakla Yürek Aynı Yöne Gitmezse Mutluluk Olmaz.....   DOSTLAR Vardır KEŞKELERE Seni Boğdurur! AMA Öyle DOSTLAR Vardır Ki; İYİKİLER İle GÖZLERİNİ Doldurur..... İYİ Kİ VARSINIZ.....   Sana Yüklediğim Anlamları Senmişsin Gibi Düşünme, Aldanırsın…..! O Anlamlarla Sadece Bende Varsın..... Ben Seviyorsam Sen Bahanesin.....   Sevmek 'Seviyorum' Demek Değil, Yüreğinde Hissetmektir. Ve Aşk Yanında Olanı Sevmek Değil, Bazen Gelmeyecek Birini Beklemektir…..   
 Zoru Başarırız, İmkansız Zaman Alır...  Son Güncelleme : 21.05.2012 - 00:47  
 21 Mayıs 2012, Pazartesi -
Sitede 2 üye ve 99 misafir bulunuyor...
İzmir Açık  14°C  İzmir - Açık  14°C  
 Üye Girişi     Yeni Üyelik     Şifremi Unuttum
Genel Menü
Hava Durumu
Hava Durumu
Güncel hava durumu tahminleri
Günün Fotoğrafı
Gönderen  : Yılmaz Demir
Foto Trh  : 04 Ocak 2012
 Tüm Fotoğraflar
Döviz Kurları
Piyasalar
Güncel bilgilerle piyasalarda bugün
Günlük Falınız
Son Üyeler
 suleymanemre 03/01/12 - 10:44
 nilay214 24/12/11 - 11:55
 busra_94 02/12/11 - 17:13
 aleyna3546 14/11/11 - 21:58
 busra_95 22/10/11 - 17:21
E-mail Listemiz
E-mail adresinizi ekleyin, sitemizdeki yeniliklerden ilk sizin haberiniz olsun!

Adınız Soyadınız:
E-mail adresiniz:
E-mail Ekle E-mail Çıkar
Son Ziyaretler
 Admin 1 hafta önce
 tahiroguz 7 hafta önce
 gulsum 8 hafta önce
 gvnky66 13 hafta önce
Önemli Bağlantılar
Sivaslı Canlı Yayın
 
Atatürk, Öğretmenini Nasıl Görevden Aldı   
Gündem » Atatürk, Öğretmenini Nasıl Görevden Aldı  Sayfayı Yazdır    PDF-Versiyon

Öğretmenler Günü'ydü dün...
O günün anısına Atatürk'ün sofrasında yaşanan tarihi bir sahneyi hatırlatmak istedim.
Gazi'ye "Devrimleri gerekirse babamıza karşı bile savunuruz" diye meydan okuyan
Dr. Reşit Galip'in şerefine...



Her sabah okul öğrencilerini güne başlatan "Türküm doğruyum çalışkanım" andı var ya... Geçenlerde sevgili hocam Prof. Dr. Baskın Oran'ın eşi Feyhan, "Biliyor musun o andı kim yazdı?" diye sordu.
"Kim?" dedim merakla...
"Dedem."
"Deden kim?"
"Reşit Galip..."
İnanılır gibi değil. Ne o andın 1933'ün 23 Nisan günü Reşit Galip'in kaleminden çıktığını biliyordum ne de Feyhan'ın Atatürk döneminin Maarif Vekili Reşit Galip'in torunu olduğunu...
Çankaya sırtlarında oturan Ankaralılar, şehre Reşit Galip Caddesi'nden geçerek inerler. Pek azı bu ismin kim olduğunu bilir.
Bu bilinmezlikte belki Dr. Reşit Galip'in 41 yaşında göçüp gitmesi rol oynamıştır, belki de İnönü'yle yıldızının hiç barışmaması...
Onu daha yakından tanımak isteyenlere, yeni yayımlanan çok kapsamlı bir çalışmayı, Yener Oruç'un "Atatürk'ün Fikir Fedaisi: Dr. Reşit Galip" kitabını (Güner Y., 2007) tavsiye edip lafa girelim.

Etkileyen konuşma
Feyhan'ın anlattığına göre Rodos'ta doğan Reşit Galip, ortaokulu bitirince kardeşiyle bir sandala binip Marmaris'e gelmiş.
Liseyi İzmir'de okumuşlar.
Kardeşi Hüseyin Ragıp (Baydur) diplomatlığı seçip büyükelçilik yapmış.
Reşit Galip ise İstanbul Tıp'a gidip doktor olmuş.
Öğrenciyken gönüllü olarak I. Dünya Savaşı'na katılmış. Kafkas Cephesi dönüşü öğrenimini tamamlayıp fakültede asistanlığa başlamış.
1923 Mart'ında, hekimlik yaptığı Mersin'e Mustafa Kemal Paşa geldiğinde Paşa'nın huzurunda konuşmuş ve gözlerine doğru bakarak şöyle demiş:
"Muhterem Gazi, sen yalnızca bu milletin bir kahramanı değilsin, sen bunlardan çok daha büyüksün. Sen bu milletin bir ferdisin. Senin birinci büyüklüğün, bu milletin bir ferdi olmakla iktifa ve iftihar etmekliğindir."
Herkesin yüceltme yarışına girdiği günlerde Gazi'yi "milletin bir ferdi" sayan 30 yaşındaki bu hatip, herkesin dikkatini çekmiş.
Tabii en çok da Gazi'nin...
Kemal Paşa ona milletvekilliği önermiş ve Dr. Reşit Galip, Ocak 1925'te Meclis'e girmiş.
Bir süre İstiklal Mahkemesi üyeliği yapmış. CHF İdare Heyeti'nde görev almış. Türk Ocakları'nda, Halkevleri'nde çalışmış. Yine Atatürk'ün isteğiyle Serbest Fırka'ya girmiş.
Ve Atatürk'ün sofrasına oturmuş. Onu bakanlığa taşıyan süreç de o sofrada başlamış.

Ata'nın sofrayı terk ettiği gece
Bu sofra sahnesi pek çok tanığın anılarında vardır:
1931 sonbaharıydı. O geceki tartışma, Milli Eğitim Bakanı Esat Mehmet'in bir yakınmasıyla başladı.
Esat Mehmet, Atatürk'ün Harbiye'den "tabya öğretmeni"ydi.
Kazım Özalp'in "Atatürk'ten Anılar" kitabında (T. İş Bankası Y., 1992, s. 48-49) yazdığına göre konu, kız öğrencilerin kıyafetinden açıldı.
Esat Mehmet, "kızların kısa etek, kısa çorap ve kısa kollu gömlek giymelerini uygun görmediğini" belirtti. Bir tamim yayınlayıp daha kapalı giyinmelerini isteyeceğini söyledi.
Bunun üzerine Reşit Galip söz aldı: "Yanlış düşünüyorsunuz beyefendi" dedi. "Bu bir geriliktir. Kadınlar eski durumda yaşayamazlar. İnkılaplardan en mühimi, kadınlara verilen haklardır. Başka türlü, Batılılaşmakta olduğumuzu iddia edemeyiz."
Sofra gerildi. Gazi, vekilini zor durumda bırakan bu çıkıştan hoşlanmadı.
"Bu konuyu uzatmayalım. Kısa çorap giyip giymemek çok önemli değildir, sonra tartışırız" dedi.
Ama Reşit Galip alttan almadı.
"Af buyurunuz Paşam! Bu, inkılap ve zihniyet meselesidir. Müsaade buyurursanız fikrimizi söyleyelim. Hatta daha ileri giderek diyeceğim ki, sizin huzurunuzda bu sofrada inkılapları zedeleyeceği icraattan bahsedilmesi küstahlıktır, hoş görülemez."

"Bu kokuşmuş kafayla..."
Reşit Galip'in tartışma yaratmasının özel bir nedeni vardı:
Halkevi'nde sanatı yaygınlaştırmak için tiyatro çalışmaları yapıyor, ancak sahneye çıkacak kadın oyuncu bulamıyorlardı. Buna gönüllü kadın öğretmenler için, Maarif Vekaleti'nden izin alamamışlardı.
Reşit Galip "Bu kokuşmuş kafayla devlet yürümez" diye kestirip attı.
Atatürk'ün kaşları çatıldı. "Sözlerinizde müsamahalı, ölçülü olunuz" diye çıkıştı.
Herkes yaklaşan fırtınayı hissetmişti. Ama Reşit Galip bulutların üstüne gitti. 57 yaşındaki Milli Eğitim Bakanı'nı işaret ederek dedi ki:
"Devrimci devrimcidir. İnsanlar bir yaştan sonra ister istemez tutucu olurlar. Meclis'te bunca genç, idealist, bakanlık yapacak yetenekte insan varken, böyle yaşlı kimseleri Milli Eğitim Bakanı yapmak hatadır."
Atatürk yeniden uyarma gereği duydu:
"Esat Bey yeteneklidir. Davamıza inanmıştır ve benim hocamdır. Beni okutmuş olması sence bir değer taşımıyor mu?"
"Kusura bakma Paşam, taşımıyor! Okuttuklarının içinde sizin gibi bir devrimci çıkmış ama kim bilir nice tutucu da çıkmıştır."

"Sizi de eleştiririm!"
Bunun üzerine Gazi'nin sabrı taştı:
"Bu sofrada hocama ve bir Milli Eğitim Bakanı'na hakaret etmenize müsaade edemem" diye haşladı.
Ama Reşit Galip sineceği yerde hepten üste çıktı:
"Devrimleri korumak için sizden müsaade istemiyorum. Hatayı yapan siz de olsanız, sizi de eleştiririm. Mesela Rose Noir'a verdiğiniz 15 bin liralık kredi mektubu da siz yaptınız diye hata olmaktan çıkmaz."
İlk kez Atatürk'ün sofrasında Atatürk bu kadar sert eleştiriliyordu.

Milletin sofrası
Reşit Galip'in sözünü ettiği Rose Noir, Beyoğlu'nda, Rus karı-kocanın işlettiği bir barın adıydı. Atatürk bir gece oraya gitmiş, mekanın sahibi Madam Senya'dan "İş Bankası'ndan kredi alamıyoruz" yakınmasını dinlemiş ve orada bir kağıda İş Bankası Genel Müdürü'ne hitaben "yardımcı olunması" isteğini yazmış, Rus çifte vermişti.
Reşit Galip bu iltimas talebini eleştiriyordu.
Atatürk bu kez kızmadı; "Yoruldunuz, buyurun biraz istirahat edin" diyerek kibarca Reşit Galip'i sofradan kovdu.
Ama genç devrimcinin yılmaya niyeti yoktu. Yıllar yılı bir efsane gibi anlatılacak çıkışını o an yaptı:
"Burası sizin değil, milletin sofrasıdır. Milletin işlerini görüşüyoruz. Burada oturmak sizin kadar, benim de hakkımdır."
Atatürk kendi fikirleriyle kendisini vuran bu genç adama baktı, sonra yanındakilere dönüp "Öyleyse biz kalkalım" dedi.
Sofradaki bütün heyet ayaklandı; Reşit Galip'i sofrada yapayalnız bırakıp çıktılar.

Sonra neler oldu?
Bu müthiş sahnenin devamı daha da ibret vericidir:
Reşit Galip bütün geceyi Dolmabahçe Sarayı'nda pencere kenarındaki bir koltukta geçirir.
Atatürk uyandığında Genel Sekreteri'ne Reşit Galip'i sorar.
"Sabaha kadar bekledi, mahcubiyetini size iletmemizi istedi. Ankara'ya gidecek kadar borç para istedi. 25 lira verdik" derler.
Atatürk "Ankara'ya gidecek adama 25 lira mı verilir. Bari benim hesabımdan birkaç yüz lira verseydiniz" der.
Sonra "Cebinde beş parası yok ama karakterinden hiç taviz vermiyor. Parası yok ama cesareti var" diye ekler.
1932 sonbaharında Atatürk, Reşit Galip'in Ankara Radyosu'ndaki bir konuşmasını dinler; "Devrimleri her yerde, herkese karşı savunacağız. Gerekirse babamıza ve çocuklarımıza karşı bile" demektedir.
Atatürk birkaç gün sonra kendisini yeniden sofraya davet eder.
Hemen yanındaki sandalyeye buyur eder.
Onun yanına da, hocası Esat Mehmet'i oturtur.
Ve orada yeni Milli Eğitim Bakanı'nın 39 yaşındaki Reşit Galip olduğunu açıklar.
Rose Noir olayı mı?
Onu da hatırlatalım:
İş Bankası Genel Müdürü Muammer Eriş, Atatürk imzalı kağıdı alınca doğruca Dolmabahçe Sarayı'na gelmiş, Ata'nın ricacı olduğu krediyi vermeye kuralların uygun olmadığını bildirmiş, talebi reddetmiştir.

Kütüphanedeki yatak


Reşit Galip'in bakanlığı sadece 13 ay sürdü. Bu süre içinde Darülfünun'dan üniversite reformunu başlattı. Öğretmenlere genel bütçeden maaş ödenmesini sağladı.
Eşi Zübeyre Hanım'ın deyimiyle "deli gibi çalışıyor" ama Atatürk'e çıkışacak kadar ayarsız dili yüzünden her gün işe cebinde istifa mektubuyla gidiyordu.
Aslında Atatürk'le araları iyiydi. O Gazi'ye "Paşam", Gazi de ona "Doktor" diye hitap ederdi.
Torunu Feyhan Oran'a "Peki ne oldu da ayrıldı?" diye sordum.
Bir gün sofradan ayrılırken, Atatürk, "Seni eve ben bırakacağım" demiş. Eve bırakınca o da saygıdan, "Ben de sizi uğurlayacağım Paşam" karşılığını vermiş. Ama kendisinin arabası olmadığından yürüyerek uğurlamış. O gece zatürree olmuş.
Dinlenmesi tavsiye edilince 1933 Ekim'inde görevden ayrılmış.
1934 yazında Moda'daki bir deniz kazasında kızlarını kurtarmaya çalışırken akciğerlerini hepten üşütmüş. Bir mucize eseri kurtulduğu bu kazadan sonra ölümü bekleyerek, hastalığını takip etmeye başlamış. Keçiören'deki bağ evinin kütüphanesine demir yatağını taşıtıp yedi ay kitaplar arasında yatmış.
1934'te, 41 yaşında hayata veda etmiş.
"Öldüğünde cebinde 5 lira parası varmış" dedi hiç görmediği torunu Feyhan: "Anneannem üç çocuğunu büyütebilmek için Afet İnan'dan yardım istedi. Atatürk'ün yardımıyla krediyle bir ev aldılar. O evin bir odasına sığışıp diğer daireleri kiraya vererek geçindiler."
Feyhan ilkokulda her sabah içtiği andın dedesinin kaleminden çıktığını ilkokul sonda annesinden öğrenmiş.
Sonra dedesini Cebeci Asri Mezarlığı'nda ziyaret etmiş.
Dr. Reşit Galip orada, kendisinden önceki bir başka Maarif Vekili, Mustafa Necati ile yan yana yatıyormuş.
        Tavsiye Et

Yorum Yazın:
  İsim (Zorunlu)
  E-mail Adresi (Zorunlu/Görünmez)
  
:Ü :) :D :O :P ;) :-# 8-| :( :S :$ :-| :@ 8o| :'( :Z :Ğ :A
 karakter kaldı. Yorum'a cevap eklendiğinde bilgi istiyorum.
seni seviyorum.....  sen sevdanın sultanısın.....  gökkuşağı.....  yüreğim seni çok sevdi..... 
 
Genel Menü
ücretsiz E-mail
isminiz@ydemir.com
Ücretsiz 5 GB kotalı e-mail ve msn adresiniz olsun istermisiniz?
 Yeni E-mail     E-Posta Kontrol
Resim Galerisi...
Web Anket
Mutlu Musunuz?
 Evet
 Hayır

 21 katılım gerçekleşti.
 0 yorum yazıldı.
 Sonuçları Göster
 Diğer Anketler
Hit Dosyalar
 Aşkı da Kahve
No: 0008 - 25.02.2008 - 14:30
 Fiil Kipleri
No: 0034 - 08.11.2008 - 01:10
 Atatürk'ün Gençliğe Hatabesi
No: 0028 - 10.05.2008 - 18:35
 Küçük İtfaiyeci
No: 0002 - 25.02.2008 - 14:25
 Bir Kadını Ağlatmak
No: 0011 - 25.02.2008 - 14:31
 Arkadaş
No: 0007 - 25.02.2008 - 14:27
 Adam Gibi Adam Olmak
No: 0006 - 25.02.2008 - 14:27
 Elde Kalan Sesli
No: 0001 - 25.02.2008 - 14:24
 İyi Haftalar
No: 0005 - 25.02.2008 - 14:27
 Bilsem ki
No: 0010 - 25.02.2008 - 14:30
 Diğerleri...   Dosya Ekle 

connection test

site monitoring



Toplam Ziyaretçi Sayısı

YAŞAMI ERTELEMEYİN BEKLEDİĞİNİZ O GÜN İŞTE BUGÜN.....
Copyright ©2006-2012 ..:: www.ydemir.com ::..
Sayfa yüklemesi 0.987 saniye'de gerçekleşti.
Site Haritası | Kullanım Şartları | Gizlilik Politikası | İletişim
Design by Hostver Hosting Solutions
Sistem Version: 3.4.8 - SP: 0.5.1
Bu site en iyi 1024x768 px. çözünürlükte görüntülenir